3979
ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN!

NUTUK 6. BÖLÜM

İSTANBUL’A GERİ ÇAĞRILIŞIM

Bu tarihten beş gün sonra, yani 8 Haziran 1919 da, İstanbul’a Harbiye Nâzırı tarafından çağrıldığımı ve gizlice sorup soruşturmam üzerine, kimler tarafından ne için istendiğimi devlet adamlarımızdan birinin haber verdiğini daha önce başka bir münasebetle yaptığım açıklamada ifade etmiştim. O zat, Genelkurmay Başkanlığı makamında oturan Cevat Paşa idi. Bunun üzerine, İstanbul ile yapılmış olan yazışmaların bir kısmı herkesçe öğrenilmiştir. Bu yazışmalar, Erzurum’da görevden ayrıldığım tarihe kadar değişik Harbiye Nâzırlarıyla ve doğrudan doğruya sarayla devam etmiştir.

Anadolu’ya geçeli bir ay olmuştu. Bu süre içinde bütün ordu birlikleriyle temas ve bağlantı sağlanmış; millet mümkün olduğu kadar aydınlatılarak dikkatli ve uyanık bir duruma getirilmiş, millî teşkilât kurma düşüncesi yayılmaya başlamıştı. Genel durumu artık bîr komutan ile yürütüp yönetmeye devam imkânı kalmamıştı. Yapılan geri çağırma emrine uymamış ve onu yerine getirmemiş olmakla birlikte, milli teşkilât ve hazırlıkların yönetimine devam etmekte olduğuma göre, şahsenâsı duruma geçmiş olduğuma şúphe edilemezdi. Bundan başka ve özellikle girişmeye karar verdiğim teşebbüs ve faaliyetlerin köklü ve şiddetli olacağını tahmin güç değildi. O halde, yapılacak teşebbüs ve faaliyetlerin bir an önce şahsî olmak niteliğinden çıkarılması mutlaka, bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir hey’et adına olması gerekli idi.

SİVAS’TA GENEL BİR KONGRE TOPLANMA KARARI

Bu sebeple, 18 Haziran 1919 tarihinde, Trakya’ya verdiğim direktifte işaret ettiğim bir noktanın uygulanma zamanı gelmiş bulunuyordu. Hatırınızdadır ki, o nokta, Anadolu ve Rumeli’deki millî teşkilâtları birleştirerek, bir merkezden temsil ve idare etmek üzere, Sivas’ta genel bir millî kongre toplamaktı. Bu gayenin gerçekleştirilmesi için yaverim Cevat Abbas Bey 21 /22 Haziran 1919 gecesi, Amasya’da yazdırdığım genelgenin esas noktaları şunlardı :

1 – Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2 – İstanbul hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

3 – Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.  

4 – Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontroldan uzak millî bir hey’etin varlığı zarurîdir.

5 – Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sıvas’ta hemen millî bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.

6 – Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkarılması gerekınektedir.

7 – Her ihtimale karşı, bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler, gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.

8 – Doğu illeri adına, 23 Temmuzda, Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sıvas’a gelebilirlerse, Erzurum Kongresi’nin üyeleri de Sıvas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.

Görüyorsunuz ki, bu yazdırdığım hususlar, zaten vermiş ve dört gün önce Trakya’ya tebliğ etmiş olduğum bir kararın bir genelge ile Anadolu’ya da bildirilmesinden ibarettir. Bu kararın 21/22 Haziran 1919 gecesi, karanlık bir odada alınmış korkunç ve esrarlı yeni bir karar olmadığı, zannımca kolaylıkla takdir buyurulur

Bu noktanın aydınlanması için, arzu buyurursanız küçük bir açık zorlamada bulunayım.

Efendiler, o müsvedde işte bu kâğıtlardır (göstererek), dört maddeliktir. İçindekileri bildirdim. Sonunda benim imzam vardır. Bir de görevi dolayısıyla Kurmay Başkanım olan Albay Kâzım Bey ‘in (şimdiki İzmir Valisi Kâzım Paşa), kurmay hey’etinden tebliğ işleriyle görevli memur Husrev Bey ‘in ( şimdi büyükelçi ), askerî makamlara şifreleyen yaverim Muzaffer Bey ‘in ve sivil makamlara şifreleyen bir memur efendinin imzaları vardır. Bunlardan başka daha bazı imzalar vardır.

ADINI SAKLAYAN BİR TANIDIĞIN AMASYA’YA GELMESİ

Bu imzaların bu müsveddeye konması iyi bir şans ve tesadüf eseridir.

Daha, Havza’da bulunduğum sırada Ankara’da bulunan 20’inci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ dan bir şifreli telgraf aldım. Bu telgraf, aşağı yukarı tanıdığımız bir zat bazı arkadaşlarla birlikte İstanbul’dan buraya gelmiştir. Nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda ne emir buyuruyorsunuz şeklinde idi. Adeta bir bilmeceyi andıran bu telgraf, bende büyük bir merak ve hayret uyandırdı. Söz konusu edilen zatı tanıyorum, benden nasıl hareket edeceğini soruyor; Ankara’da arkadaşım olan güvenilir bir komutanın yanında, telgraf da şifrelidir. O halde neden adını şifreli olarak bile yazdırmaktan çekiniyor? Bir hayli düşündüm, kavrar gibi oldum; tahmin buyurulur ki, bilmece çözmekle uğraşacak zamanım yoktu. Fakat, Fuat Paşa ‘yı yakından görmek, bölgeleri, çevreleri, düşünceleri üzerinde kendisiyle konuşmak, bence pek istenilir bir şeydi. Bu bilmeceli telgraftan ilham alarak kendisine şu ricada bulundum : Ankara’dan ayrıldığınızı belli etmeyecek tedbirleri aldıktan sonra, ad ve kıyafet değiştirerek birkaç gün için hemen yanıma geliniz. İstanbul’dan gelen arkadaşları da birlikte getiriniz.

Gerçekten de Fuat Paşa, dediğim gibi Havza’ya hareket eder. Ancak, bazı zorlayıcı sebepler dolayısıyla, ben derhal Havza’dan ayrılıp Amasya’ya gitmeğe mecbur olmuştum. Fuat Paşa, Havza yolunda durumu anlar ve Amasya’ya yönelir. İşte, böylece 21 /22 Haziranda Amasya’da yanımda bulunuyor. Adı şifrede bildirilmeyen zat da Rauf Bey ‘di.

İstanbul’dan ayrılmak üzere, evimden otomobile bineceğim sırada Rauf Bey yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun takip edileceğini ve beni İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş, onu haber verdi. Ben İstanbul’da kalıp tutuklanmaktansa, batıp boğulmayı tercih ettim ve hareket ettim. Kendisine de eninde sonunda İstanbul’dan çıkmak zorunda kalırsa benim yanıma gelmesini söyledim.

Rauf Bey, gerçekten de İstanbul’dan çıkmak gereğini duymuş ve çıkmış… Ancak, benim yanıma gelmedi. Arkadaşı olan 6’ncı Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey ‘in yanına gitmek ve İzmir cephesine daha yakın bir yerde olmakla, daha etkili ve daha yararlı olacağını zannederek Bandırma – Akhisar yoluyla Manisa bölgesine gitmiş. Gittiği yerde halkın maneviyatını bozuk, durumu tehlikeli ve korkunç bulmuş. Derhal ad değiştirerek oradan Ödemiş, Nazilli, Afyonkarahisar üzerinden Aziziye Sivrihisar yoluyla ve arabayla Ankara’ya, Fuat Paşa ‘nın yanına gelmiş ve bana haber göndermiş; pek güzel ama! adını saklamak suretiyle beni üzmenin anlamı var mıydı?

Öte yandan 3’üncü Kolordu Komutanım olup Samsun mutasarrıflığında bıraktığım Refet Bey ‘i artık Sıvas’a Kolordu merkezine göndermek istiyordum. Birkaç defa gelmesi için emir vermiştim. Bölgeyi teftişe çıkmış. Emirlerime cevap bile alamıyordum. Nihayet o da bir tesadüf eseri olarak o gün gelmişti.

RAUF BEY VE REFET BEYLERİN KARARSIZLIĞI

Şimdi, imza meselesine gelelim : Ben müsveddenin yeni gelen arkadaşlar tarafından da imzalanmasını istedim. O sırada Rauf ve Refet Beyler benim odamda, Fuat Paşa başka bir odada bulunuyorlardı.

Rauf Bey, misafir olduğundan bu müsveddeye imza koymak için kendini ilgili ve yetkili görmediğini nazikçe ifade etti. Bunun tarihi bir hâtıra olduğunu ileri sürerek imza etmesini söyledim. Bunun üzerine imzaladı.

Refet Bey, imzadan çekindi ve böyle bir kongre toplanmasındaki maksat ve yararı anlayamadığını söyledi.

İstanbul’dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın – tuttuğumuz yola göre- anlaşılması pek basit olan bir konuda, böyle bir düşünce ve duygu içinde oluşu bana pek acı geldi. Fuat Paşa’yı çağırttım. Paşa, maksadımı anlayınca derhal imza etti. Fuat Paşa’ya, Refet Bey’in çekinmesinin sebebinì anlayamadığımı söyledim. Fuat Paşa, Refet Bey ‘den biraz ciddî açıklama yapmasını istedikten sonra, Refet Bey, müsveddeyi eline alarak kendine göre bir işaret koydu. Öyle bir işaret ki, bunu, bu müsveddede bulmak oldukça güçtür.

(Buyurun! merak eden inceleyebilir.)

Efendiler, gereksiz gibi görülebilen bu açıklamalar, daha sonraki yıllara ve olaylara ait bazı karanlık noktaları aydınlatmava yardımcı olur düşüncesiyle yapılmıştır.

Atatürk’ün Tarihe ve Geleceğe Işık Tutan Ölümsüz Eseri NUTUK Atatürkçü Medya’da


ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN!

Admin

Ege'nin İncisi,güzel kentimiz İzmir'de doğdum,büyüdüm ve tahsilimide burda tamamladım.. Kariyer olarak birkaç uzmanlık alanına sahibim..yaşamım boyunca bilgi edinmek,araştırmak,öğrenmek,öğrendiklerimi yaşantıma adapte etmeye çalışırken çevremede yansıtmaya çalışmak..edinimlerimi ve yaşamım boyunca oluşturduğum yapıtlarımı,elimden geldiğince paylaşmak,çevreme her konuda faydalı olmaya çalışmak,benim hayat misyonum sevgili Star-imzacılar.. Hobilerim; teknoloji ve bilim,sanat,siyaset,kültür,müzik,edebiyat,coğrafya, dekorasyon,tasarım,moda,sağlık,seyahat,Türk ve Dünya Mutfağı..tüm bu alanlarda kitaplar ve dergiler okumak,yeni vejeteryan tarifleri araştırıp denemek,seyahat ve fotoğrafçılık,web surfing,online araştırmalar,,edebi sanatlarla ilgilenmek,blog yazıları,handmade özel tasarım hediyelik ve elişleri,geridönüşüm ve ileri dönüşüm handmade,yaratıcı ev dekorasyonları, doğada yürüyüş ve müzik dinlemek severek ilgilendiğim hobilerim:) Sevgili Star-İmzacılar..umarım ve dilerim ki,platformumuzda da,sizlerle hergün güzel,değişik,faydalı,eğlenceli paylaşımlar yaparak,birbirimizin yaşamına olumlu katkılarda bulunabiliriz.. Hepinize sağlıklı,huzurlu,umutlu,mutlu ve kalbinizce günler diliyorum.. tebessümler yüreğinizden ve yüzünüzden hiç eksik olmasın..hergün kendinize bir iyilik yapıp,gülümseyerek güne başlamayı ve yaşamın bizlere en değerli armağan olduğunu unutmayın sakın..Gönül dolusu sevgi,saygı ve selamlar hepinize,Asil Yürekli Star-İmzacılarım..🙏⭐💖👭🎩🚩♾:🚩🎩