
TÜRK DÜNYASI, ANA KUCAĞIMIZ…
Evet, artık tarih bize öğretti:
Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.
Tarih bize bunu kafamıza vura vura öğretti..
Nereye gidersek gidelim; ister doğuya, ister batıya… En zor anlarımızda Türk dünyasından başka bizi anlayan olmaz, olamaz.
Türklük duygusuna sığınmak, zor zamanlarda ana kucağına sığınmak gibidir..
Ana sütümüz Türk dili, ana kucağımız şanlı tarihimizdir. Oradan nice esintiler Dede Korkut’un fısıltılı dualarıyla kulaklarımıza kadar gelir.
O halde her şeyi baştan düşünmek gerekmez mi?
Son iki yüz yılın olaylarına bakınca şunu görüyoruz:
Türklük, büyük dayanışma gerçekleşmesin diye, emperyalist güçler tarafından darmadağın edildi.
Her yerde Türklük, esaret altında tutuldu ve zincirlendi.
Bunların içinde bir tek, Türkiye Cumhuriyeti emperyalizme karşı bağımsızlığını elde etmiş ve Anadolu’yu ana yurt edinmişti.
Çünkü emperyalistler şunu biliyordu:
Türk Dünyası, Türklük bilinci üzerinde uyanırsa, Adriyatik’ten Çin seddine kadar büyük bir Türklük dünyası açılacaktı Türkler’in önünde ve bu gücü kimse tutamayacaktı..
Önce Rusya, sonra Sovyetler Birliği kendi coğrafyasındaki Türk dünyasını baskıladı.
Çin, keza gene öyle.
Bütün Türk dünyasında kan, zulüm, vahşet olayları yaşandı.
Bize gelince:
Atatürk Türk dünyasının bir gün bağımsızlığa kavuşacağını, buna şimdiden hazır olmamız gerektiğini söylüyordu.
Bu oldu mu?
Evet, büyük ölçüde oldu.
Şimdi bize düşen ne?
Artık bizleri, bütün Türk toplumlarını bağlayan ortak bağın Türklük duygusu ve bilinci olduğunu hala anlamadık mı?
Ama tarih anlatıyor işte.
Güvenliğini korumaktan başka hiç bir amaç gütmeden Suriye operasyo nuna yönelen Türkiye’yi, ümmet, ümmet dedik bu zamana dek, Arap dünyası nasıl dışladı?
Çok mu zordu bunu görmek?.
Biz ırkçı değiliz, Türklük bir duygudur; bir kültüre olan bağlılık duygu sudur. Bu bizim için en büyük değerdir ve ortak bağdır dedik, inadına Türk Milleti’ni kırk,elli etnik kimliğe bölerek yok etmeye kalktılar..
Oysa bölmek, ayrıştırmak, ötekileştirmek, etnisite üzerine herşeyi kurgulamak emperyalizmin oyunuydu.
Dilimi, tarihimi; Türklük değerlerimi unuttuktan, yok saydıktan sonra geriye ne kalacak benden; ya da herkesten!
Türk dilinin güzelliğini, şanlı Türk tarihini görmekten, görmezden gelmekten bu kadar mı acizdik?
Metehan’lar, Atilla’lar, Kanuni’ler, Atatürk’ler her biri kendi dönemine göre Türkün adını tarihe kazımış birer başbuğ değil miydi bizim için?
Azıcık tarih okumak gerçeği pat koyuverirdi önümüze.
Kurtuluş Savaşı’nda, Emir Timur’un kullandığı kılıç, boşuna mı getirilmişti Ankara’ya; “Buyurun, bu kılıç yeniden İzmir’i kurtaracaktır!” diye.
Kusura bakmayın, baktık ve görmedik.
Türklüğü, milliyetçiliği ayaklar altına aldık,
TC’yi devlet armalarından silmeye çalıştık.
Hem de kendi ellerimizle.
Milli orduyu bile bile tasfiye ettik, Fetöcü yargının elinde.
Ancak artık Türk Milleti gördü.
Türklük bugün yeni bir uyanış çağına girmiştir.
Hem ekonomi, hem siyasal hem de askeri güç olarak bulunduğu coğrafyada yükselişe geçmiştir.
Türklük, bizim öz ana kucağımızdır.
Ancak o şefkatli göğse sığınabilir ve ondan beslenip güç alabiliriz.
Hiç bir ırkçı duruşa, şoven algıya yer vermemek ve yalnızca Türklük’ü bir kültür olarak diyoruz ki:
Ne mutlu, Türküm diyene!

















